Yılbaşı Haram Mıdır? Yeni Yılı Kutlamak Günah Mıdır? İslam Dininde Yılbaşı Kutlaması Var Mıdır?

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yılbaşı ile Noel aynı mı? Yılbaşı kutlamak caiz mi? Yılbaşı Noel midir? 

Yılbaşı Haram mıdır? Yeni yılı kutlamak günah mıdır? Noel ne demektir, Yılbaşı ne demektir? İslam dininde yılbaşı kutlaması var mıdır?

Dinimizde tarikatlar, cemaatler, hadisler, mehdi vs gibi sorgulanması gereken İslam dışı o kadar önemli konu varken, ne yazık ki insanlarımız tarafından en çok sorgulanan konulardan birisi de yılbaşı ile Noel’in aynı olup olmadığı ve bunları kutlamanın dinimizce günah olup olmadığıdır.

Bu konuda çeşitli görüşler hâkimdir. İnsanlarımızın büyük bir çoğunluğu bu geceyi Hristiyan âdeti diye günah gecesi olarak görüp, yılbaşını kutlayan herkesi kâfir olarak görürken, kimisi de bu geceyi senede bir defa da olsa ailesi ile bir araya gelip, yemek yeme ve sohbet etme imkânı olarak görür. Kimisi de hayatı boyunca yaşamış olduğu tüm olumsuz olayları geride bırakıp, daha huzurlu, mutlu, başarılı yeni bir yıla ve hayata başlamanın başlangıcı olarak görür. Kimisi de vur patlasın, çal oynasın, arkadaşlarıyla içip eğlenmenin, dans etmenin veyahut kendi dünya görüşüne göre güzel bir gece geçirmenin ve kutlamalar yapmanın derdindedir.

Peki acaba bu konudaki gerçek nedir? Rabbimiz, hayat rehberimiz olması gereken kutsal kitabımız Kur’an’da bu konuda bizlere bir öğütte bulunmuş mudur? Gelin hep birlikte inceleyelim…

Noel, 25 Aralık’ta ve takip eden günlerde yeryüzünde yaşayan 2,5 milyar Hristiyanın Hz.İsa’nın doğumuna dair gerçekleştirdiği etkinliklere ve kutlamalara verilen isimdir. Amacı Hz.İsa’nın yeryüzüne gelişini ve yeniden dirildiği günü kutlamaktır.

Bunun yanı sıra Hristiyanların inancına göre, Kuzey Kutbunda Noel baba dedikleri Aziz (evliya) Nicholas adında bir zat yaşamaktadır. Bu muhterem zatın yanında Hz.Süleyman’ın hizmetine verilip, dilediği biçimde işler çıkartan cinler gibi çalışan küçük yeşil cinler bulunduğuna inanılır. Bu cinler bütün yıl boyunca iyi ve kötü davranan çocukları kayıt ederler. İyi davranıp, salih ameller işleyen ve hediyeye hak kazanan çocukların, Noel babadan diledikleri hediyeleri hazırlarlar.

Noel baba, 24 Aralık gecesi, elinde iyi davranan çocukların listesi, hediyeler ve uçan ren geyiklerinin çektiği kızak ile evleri tek tek dolaşıp, hediyeleri dağıtır.  Kimsenin kendisini görmemesi için geceleyin çalışır. İnananların gördüğü rivayet edilir. Hediyeleri evlere gizlice, herkes uyurken, bacadan girip, hediye için şöminenin üzerine asılmış olan çoraplara veya süslenmiş çam ağaçlarının altına bırakır ve bacadan geri çıkıp gider. Neden kapıdan değil de bacadan girmektedir? Elbette ki bu konuya bir müftümüzün açıkladığı gibi “Noel baba düzgün bir adam olsaydı bacadan değil, kapıdan girerdi!” gibi hoşgörüden uzak, insanlar arasında barışı değil, ayrışmayı sağlayan bir açıklama getirmeyeceğim.

Bu kutlamalar MS.300’lü yıllara dayandığı için, evlerde ısınmak ve yemek pişirmek için şömine benzeri ocaklar bulunurdu. Şimdiki gibi doğalgazlı sistemler yoktu. Evlerin kapısı da elbette kilitli idi. İyi, güzel ahlaklı çocuklar yetiştireceğiz diye çocuklara yatmadan önce anlatılan bir masal kahramanı olan Noel baba gelecek ve çocuklara hediye bırakacak diye evlerin kapısı açık bırakılacak ve fırsat kollayan hırsızlara, tecavüzcülere, katillere kolaylık sağlanacak değildi. O yüzden en güzeli onun uçması ve bacadan gizlice girmesi idi.

Peki, Hz.İsa’nın doğumu, öldükten sonra tekrar dirilişi ve dünyaya yeniden gelişi ile Noel Baba’nın, çam ağaçlarının süslenmesinin, hediyelerin, ailelerin bir araya gelip, hindi dolma yemesinin ne alakası var orasını bilmiyorum ancak anlaşılan şudur ki, Hristiyanların kutladığı Noel ile biz Müslümanların kutladığı Yeni Yılın (yılbaşının) uzaktan yakından bir alakası olmadığı aşikar.

Bizler yılbaşında Hz.İsa’nın yeryüzüne gelişini, inişini ya da dirilmesini kutlamıyoruz. Bizler ömrümüzden geçen bir yılın ardından, yeni bir seneye ve yaşa girmeyi kutluyor, gireceğimiz bu yeni yılda ve yaşımızda Allah’ın bize güzel günler yaşatmasını temenni ediyoruz.

Kaldı ki Allah Kur’an’da bize bir senenin 12 aydan oluştuğunu da bildirmektedir.

“Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.” Tövbe 36

Allah, bu on iki ayın hesabını kolayca yapabilmemiz için güneşi ve ayı yaratıp, onlara evreler verdiğini dahi bildirmiştir:

“O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir.”  Yunus 5

“Ay’a da bir takım evrelerle ölçü biçtik. Nitekim o eski ve eğri hurma dalı gibi döner.” (yasin 39)

“Karanlığı yarıp tanyerini ağartan O’dur. Geceyi, dinlenmek için; Güneş’i ve Ay’ı (vakitlerinizi) hesaplamak için yaratmıştır. İşte bu, her şeye galip gelen ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.” Enam 96

Ay dünya çevresindeki dönüşünü 29,530589 günde (29 gün 12 saat 44 dakika 2,8 saniyede) tamamlar. Ayın herhangi bir safhasının, meselâ dolunay veya kavuşum durumlarının peşpeşe iki defa tekrarı arasındaki zamana eşit olan bu süreye “astronomik ay” (kavuşum ayı, sinodal ay) denir.

Kavuşum ayı denilen yaklaşık 29,53 günlük süre içinde önce ince bir kavis şeklinde görülen parlaklık (ilk hilâl), yavaş yavaş büyüyerek yarım daire (ilk dördün) ve tam daire (dolunay) biçimini aldıktan sonra tekrar küçülüp incelmeye başlar ve nihayet bir iki gün hiç görünmez olur. Ardından parlaklığının tekrar görülmesiyle yeni bir ay başlar. Ayın ilk hilâl, ilk dördün, dolunay, son dördün ve son hilâl gibi değişik şekillerinden her birine “ayın evreleri” denir. (Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı, İslam Araştırmaları Merkezi İslam Ansiklopedisi, cilt: 18; sayfa: 1 [HİLÂL – İrfan Yücel])

Görüldüğü üzere bir ay yaklaşık olarak 30 gündür. 30*12 ay= 360 gün. Bizler Kur’an’da bahsedilen bu her biri 30 günlük periyodlardan oluşan 12 ayın bitişini ve yeni bir 12 aya, yani yeni bir yıla girmeyi kutluyoruz.

Burada konuya bir mim koyup, eklememiz gerekir ki, buraya kadar okuduklarımızdan anlıyoruz ki, yılbaşı/yeniyıl kutlamak bir Hristiyan adeti değildir. Allah bir ayı 30 gün, bir seneyi de 12 ay olarak yaratmıştır. Ayların ve yılların hesabını yapmamızı yarattığı ay ve güneş vesilesi ile sağlayan ve isteyen belli ki O’dur. Ayrıca Allah Kur’an’da geçen bu on iki ayı kutlamak ile ilgili hiçbir açıklama getirmediğine göre, bu İslam’da üzerinde tartışılacak, çokça düşünülecek bir teferruat bile değildir.

“Biz kitapta hiçbirşeyi eksik bırakmadık” diyen Allah, neyin günah olup olmadığı Kur’an’da tane tane apaçık şekilde açıklamıştır. Dolayısı ile dinde yalnızca kendisiyle amel edip, hüküm vermemiz gereken Kur’an’da “Yılbaşını/yeniyılı kutlayın veya kutlamayın”, “yılbaşı kutlamak günahtır/haramdır veya günah/haram değildir”, Yılbaşını/yeniyılı kutlamak Hristiyanların/Yahudilerin adetidir. Kim yılbaşını/yeniyılı kutlarsa o da onlar gibidir, o da onlara benzer!” gibisinden hiçbir açıklamada yoktur. Bu da demek oluyor ki isteyen yılbaşını kutlar, isteyen kutlamaz.

Madem ki hiçbir açıklama yoktur, öyleyse yılbaşını/yeniyılı kutlamak ne bir Hristiyan, ne bir Yahudi, ne de bir Müslüman adetidir. Bu tüm dünya insanlarının zaman içerisinde hayatın kendisinden edinmiş oldukları tecrübeler neticesinde ortak bir paydada buluşup, karar aldıkları ve hep birlikte kutladıkları bir “İNSANLIK” adetidir. Hiçbir etnik gruba mal edilemez. Yılbaşı insanlığındır. Kutlaması en doğal hakkıdır. Dolayısı ile isteyen kutlar, istemeyen kutlamaz. Kutlayana da, kutlamayana da, herkesin görüşüne saygı göstermek gerekir.

Kaldı ki Allah’ta Kur’an’da insanların hep birlikte ortak bir insanlık fıtratı olan İslam’da birleşip, topluca barış ve huzur içerisinde yaşamalarını, yeryüzünde bozgunculuk etmemelerini, gruplara bölünüp parçalanmamaları emretmiştir.  İşte yılbaşı maalesef tüm dünya insanlarının hep birlikte ortak bir paydada buluşabildikleri tek konudur! Dolayısı ile bunda da “yok bu Hristiyan adetidir, Yahudi adetidir, Müslüman adeti değildir” diye böbürlenip, dinini parça parça edip gruplara ayrılan insanlar gibi gruplara ve ayrışmalara gitmemek, aksine yapıcı ve insanlık alemini birleştirici, bozgunculuğu, ayrışmayı önleyici olmak gerekir.

Kaldı ki Kur’an, yani Allah, yani İslam dini, insanların diğer insanların başına dinden, imandan, inançtan ve yaşamdan sorumlu zorba birer bekçi olmalarını, onların yaşam tarzlarına karışmalarını/karışılmasını da yasaklar. Kur’an’daki gerçek peygamber sünneti ve ahlakı budur!

“Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır.”  Bakara 256:

“Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı. O halde sen mi insanları inanmaları için zorlayacaksın?” (Yunus suresi 99)

“Sen onların üstüne bir zorba değilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara Kur’an ile öğüt ver.” (Kaf suresi 45)

Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir.”  (Şura suresi 48)

“Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın. Sen onları (inanmaya) zorlayamazsın.” (Gaşiye suresi 21-22)

Hûd 28: “Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermiş de, siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz halde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?” 

İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. Fussilet 34

“Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır” Muminun 96

“Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. Şimdilik sen onlardan güzellikle yüz çevir!”  Hicr 85

“De ki: Sizin dininiz size, benim dinim banadır!” Kafirun 6

“Biz ona(insana) doğru yolu gösterdik; artık o ister şükreder isterse nankörlerden olur!” İnsan 3

“O halde tebliğ etmek sana, hesap sormak bize düşer.” (Rad suresi 40)

Ayrıca bir Müslüman olarak sormak ihtiyacı hissediyorum; Hristiyanların her sene Hz.İsa’nın doğum gününü kutlamasının dinimizce neresi yanlış olabilir? Gelin bunu biraz düşünelim…

Hz.İsa vakti zamanında imamhatip benzeri din adamı yetiştiren bir Hristiyan ya da Yahudi mektebinden, kiliseden veya sinagogundan mezun olup, bir tarikat kurup, kendini hacı, hoca efendi hazretleri, şeyh, mehdi vs. ilan etmiş, yeni bir din ve mezhep ortaya çıkarmış, dinde ayrışmalara sebep olmuş birisi mi? Dünyalık geçimini tüm din adamları gibi din üzerinden elde etmiş birisi mi? Din diye kendi uydurduğu hadisler ile amel eden birisi mi? İnsanlara Allah’ın yolu diye başka bir yolu tebliğ eden sahtekârın teki mi? Kafir mi, müşrik mi? Hristiyanlık dini diye bir din getirip, onu tebliğ eden birisi mi? Sahte bir peygamber mi? Hiçbiri değil öyle değil mi? Hz. İsa’da Hz. Muhammed ve tüm gelmiş geçmiş peygamberler gibi kendisine Allah tarafından bir kitap (İncil) verilmiş olan, Allah’ın hak bir nebisi ve resulü öyle değil mi? O da Hz.Muhammed ve gelmiş geçmiş tüm peygamberler gibi bir Müslümandı ve İslam dinini tebliğ ediyordu!

Melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih’dir; dünyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah’a çok yakınlardandır. 3:45

Meryem oğlu İsa da: “Ey İsrailoğulları! ben size Allah’ın elçisiyim. benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak (geldim).” demişti. 61:6

Allah onu İsrailoğullarına (şöyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: “Şüphesiz ki ben size Rabbinizden bir âyet (mucize, belge) getirdim: Size, kuş biçiminde çamurdan birşey yaparım da içine üflerim, Allah’ın izniyle o, kuş olur; anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririm. Önümdeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim. Artık Allah’tan korkun da bana uyun. Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun için hep O’na kulluk edin! İşte bu, doğru yoldur. İsa onların inkârlarını hissedince: “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler: “Allah yolunda yardımcılar biziz. Allah’a iman ettik. Şahit ol ki, biz muhakkak müslümanlarız.” dediler.”. 3:49-52

(Allah’ın bir mucizesi olarak İsa şöyle) dedi: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. O bana kitab verdi ve beni bir peygamber yaptı. Beni, nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti. Beni anneme hürmetkar kıldı. Beni zorba ve isyankar yapmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selam ve emniyet benim üzerimedir. İşte (Yahudilerin, Hristiyanların ve Müslümanların) hakkında ihtilaf edip durdukları Meryemoğlu İsa’ya dair Allah’ın sözü budur.” 19: 30-34

Öyleyse bana söyler misiniz, Hz.Muhammed gibi Allah’ın bir elçisi olan Hz.İsa’nın doğum gününün kutlanması sizce dinimizce günah olabilir mi?

Söyler misiniz, sizler bir İslam peygamberi olan Hz.Muhammed’in doğum gününü “Kutlu Doğum Haftası” diye Hristiyanların Hz.İsa’nın doğum gününü kutladıkları gibi kutluyorsunuz, ayinler yapıyorsunuz da, onların bir İslam peygamberi olan Hz.İsa’nın doğum gününü kutlamasına ve ayinler yapmasına neden bu kadar kızıyor ve günah diyorsunuz? Bu olay sizi neden bu kadar rahatsız ediyor?

“Doğduğu, öldüğü ve dirildiği güne selam olsun” diye Allah’ın Kur’an’da kendisini selamlayıp, anası adına da Kur’an’da “Meryem Suresi” diye sure indirdiği bir peygamberin doğum gününü o sizin kafir ilan ettiğiniz Hristiyanlar kutluyor da, siz Müslümanlar olarak neden kutlamıyorsunuz? Allah içinizden hanginizi peygamber seçti ve ananızın adına Sure indirdi bana söyler misiniz? Allah hanginizin adını Kur’an’da andı? Siz kimsiniz kardeşim? Siz kimsiniz de Hz.İsa’nın doğum gününü kutlamayı günah ilan ediyorsunuz? Siz Allah mısınız  da dinde yeni yeni hükümler icat ediyorsunuz? Yoksa Allah size Kur’an haricinde din diye başka bir kitap indirdi de siz bütün bu hükümleri ondan mı okuyup, söylüyorsunuz? Siz nasıl hüküm ediyorsunuz?

Kardeşim, Hz.Muhammed’in canı can da, diğer gelmiş geçmiş tüm peygamberlerinin ki patlıcan mı? Hz.Muhammed Müslüman da diğer peygamberler kafir mi? Başka bir dine mi tabi? Değil! Öyleyse diğer peygamberlerin doğum günlerini neden kutlamıyorsunuz? Siz nasıl hüküm veriyorsunuz?

Eğer gerçek, hakiki Müslümanlar olarak bizim için İslam’da tek geçerli kaynak olması gereken Kur’an’a bakarsak, Allah’ın Yahudilik, Hristiyanlık gibi çeşitli dinlerinin olmadığını, sadece tek bir dini olduğunu ve tüm peygamberlerin de aynı dini tebliğ ettiklerini görüyoruz.

Ali İmran 19: “Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler.” 

Rum 30: “O halde sen yüzünü, bir hanîf ola­rak dine, Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata çevir. Allah’ın yaratışında değiştirme olamaz. Doğru ve eskimez din işte budur. Fakat insanların çoğu bilmiyor.”

Bakara 133: “Yoksa siz de olaya şahit mi oldunuz; Yakub’a ölüm hali gelip çattığı zaman, oğullarına; ‘Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?’ dediği zaman, oğulları, ‘Senin Allah’ına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın Allah’ına, tek olan o Allah’a ibadet edeceğiz. Biz ancak O’na boyun eğen Müslümanlarız.’ dediler.”

Bakara 132: “Bu dini İbrahim, kendi oğullarına vasiyet etti, Yakub da öyle yaptı: “Ey oğullarım! Muhakkak ki, bu dini size Allah seçti, başka dinlerden uzak durun, yalnızca Müslüman olarak can verin!” dedi.”

Ali-İmran 51-52: “Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse ona ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.”İsa onların inkarlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz Müslümanlarız” dediler.”

Maide 111: “Hani bir de, “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da “İman ettik. Bizim Müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi.”

Hac 78: “Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur’an’da Müslüman diye isimlendirdi.”

Ali-İmran 67: “İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.”

Şura 13: “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi.” 

En’am 161: “De ki:”Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola, dosdoğru bir dine, Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” 

 Nisa 125: “Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah İbrahim’i dost edindi.” 

Bakara 135: (Yahudiler) “Yahudi olun” ve (Hıristiyanlar da) “Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.”

Yusuf 37-38: “Yûsuf dedi ki: Ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım. Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz.” 

 Fussilet 43 : “Sana ancak, senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir.”

Görüldüğü üzere peygamberlerin tümü Müslümandır ve hepsi de aynı dini tebliğ etmişlerdir. Öyleyse söyler misiniz, Hz.İsa’nın doğum gününü kutlamak dinimizce nasıl günah olabilir arkadaşlar?

Allah Kur’an’da tüm peygamberlerini eşit derecede sevmemizi ve saymamızı emretmiş ve Müslümanları İslam’ın sadece Hz.Muhammed’in yaydığı bir din zannedilmesine karşı uyarmıştır. Diğer peygam­berlerini Yahudi ya da Hristiyan peygamberleri diye görmezlikten gelmememizi, ayırmamamızı, aynı sevgi ve saygıyı onlara da göstermemizi öğütlemiştir.

Saffat 181: “Gönderilmiş bütün peygamberlere selam olsun.” 

Bakara 136: “Deyin ki: Biz Allah’a, bize indiri­lene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer pey­gamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz O’na teslim olmuş kimseleriz.”  

Bakara 285: “Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman etti­ler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dedi­ler: ‘Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğe­rinden) ayırt etmeyiz.” 

 Kur’an bununla da kalmaz ve Hristiyanların inandığı İncil ile Yahudilerin inandığı Tevrat’ı tasdik eder, onları koruyup kolladığını söyler.

“O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat’ı ve İncil’i de yine O indirmişti..”  Ali imran 3-4

“Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur’ân)ı hak ile indirdik.” Maide 48

Peki biz Müslümanlar olarak Hz.İsa ve Hz.Musa’yı Hz.Muhammed’i sevdiğimiz gibi seviyor muyuz? Hz.İsa’yı, Hz.Musa’yı ve onlara indirilen kitapları tasdik edip onaylıyor, onları koruyup kolluyor muyuz? Kollamıyoruz. Neden kollamıyoruz? Çünkü insanlarımızın büyük bir çoğunluğu Kur’an Müslümanı değil, hadis Müslümanı da ondan! İnsanlarımız Kur’an’ı Arapça okuduğu halde ondan hiçbirşey anlamıyor da ondan! İnsanlar dinde Kur’an ile değil, insanların kendi zanlarına göre uydurdukları, atalarından duyduğun din dışı hadisler ile amel ediyorlar da ondan. İnsanlar Kur’an’ı terk etti de ondan!

Eğer Müslümanlar Kur’an ile amel edip, gerçek peygamber sünnetini ve ahlakını Kur’an’dan edinseler, zaten diğer dinlerden olan herkese karşı da sevgi, saygı ve hoşgörü içerisinde olacak, dolayısı ile onların da kendilerine hoşgörü içerisinde olmasını sağlayacaklar.

Ayrıca Yılbaşının Hristiyan adeti olduğu için günah olduğunu, onlara benzeyenlerinde kafir olduğunu düşünen arkadaşların yüzüne bir gerçeği vurmak istiyoruz!

Madem ki yılbaşı kutlamak bir Hristiyan veya Yahudi adeti, o zaman siz onların icat edip ürettiği ne herhangi bir aleti ne de bir icatı kullanacaksınız arkadaşlar. Müslümanlar olarak en basitinden bir pil dahi üretemiyorsunuz yahu… Allah’ın İslam Coğrafyasına bir lütfu olan petrolü bile onlara satıp, onlardan para kazanıyorsun, ama gidip onlara kafir diyor, onları düşman ilan ediyor, cihat ilan edip adamları bombalıyorsun. Masumları öldürüyorsun. Afedersin ama sen yediğin kabı pisletiyorsun kardeşim. Nankörsün sen. Seni besleyen eli ısırıyorsun.

Madem ki yılbaşı kutlamak Yahudi ve Hristiyan adeti, o zaman araba kullanmak, gemiye, uçağa, trene binmek de Yahudi/Hristiyan adeti. Sen mi icat ettin onları? Hayır. Onlar icat etti. O halde ne arabasına, ne uçağına, ne trenine ne gemisine, hiçbirşeyine binmeyecek ve kullanmayacaksın. Bugün insan hayatını kolaylaştıran radyo, telefon, faks, telsiz, televizyon, uydu vs gibi tüm icatlar, Hristiyan ve Yahudi icatı. İlk onlar bulup, kullandığına göre demek ki onların adeti. Ebu Davud denen şahıs kendini Allah’a ortak koşup, dinde hüküm vererek, “Onlara benzeyen onlar gibi olur” demiş. O zaman onlara benzememek için bunların hiçbirisini üretmeyecek ve kullanmayacaksın. İlaç dahi üretmeyeceksin o zaman. O da onların icatı ve adeti çünkü. Bilmem anlatabildim mi…

Peki sen ne icat ettin, ne kattın insanlık alemine bir Müslüman olarak? Yeryüzündeki hangi bozgunculuğu önledin? Hangi ilacı keşfettin? Kansere ya da ozon tabakasındaki deliğe çare mi buldun? Fizik, kimya, biyolojide bir çığır mı açtın? Işık hızını mı keşfettin? Uzaya mı çıktın? Yeryüzünün halifesi makamına uygun hangi davranışın var senin kardeşim? Hangi hayvanın, bitkinin, böceğin soyunun tükenmesini önledin? Sen Müslüman olarak sadece tükettin kardeşim. Tükettin. Yeryüzünde bozgunculuk yarattın. İçki içen kafirdir dedin kestin, başı açık gezen kafirdir dedin kestin, namaz kılmayan bizden değildir dedin kestin, İslam’ı yayacağım diye adamların yurdunu işgal edip kestin. Sen dünyaya barış getireceğim, İslamı yayacağım diye sadece zulm ettin kardeşim. İslami Cihat ve Terör örgütleri kurdun, Allahu ekber diyerek Allah’ın adını kullanarak, masum insanları katlettin. Bozguncusun sen kardeşim, bozguncu. Adam olsan tüm dünya birlikte barış ve huzur içerisinde yaşamanın yollarını arar, yeryüzünde savaşları, hastalıkları, kıtlıkları sonlandırmaya çabalar, diğer dinden olanlara karşı hoşgörülü olursun. Kusura bakma ama sen şusun:

“Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, asıl bozguncular kendileridir, lakin farkında değillerdir.” Bakara 11-12

Adamlarda senin bu yaptığın bozgunculuklara karşı kendini korumak için gelişip, ürettikleri malları sana satıp, senden para kazanıp, silahlandı ve tüm İslam coğrafyasını kana buladı, topraklarını elinden aldı, sen ise hala abdesti ve orucu bozan işlerle, yılbaşı kutlamak günah mı değil mi bu tip işlerle meşgulsün…

13.01.2017

Bu yazı 31.12.2106 tarihinde dini, dili, rengi ne olursa olsun, Reina saldırısında hayatını kaybeden insanların anısına yazılmıştır.

526 Toplam Görüntülenme 1 Günlük Görüntülenme
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

1 comment on “Yılbaşı Haram Mıdır? Yeni Yılı Kutlamak Günah Mıdır? İslam Dininde Yılbaşı Kutlaması Var Mıdır?”

Leave A Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *