Şiirlerim

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail

Oldumu Nehir Gibi Olmalı

Barajlar…

Aslında haksızlık ediyoruz nehrin doğasına,

Önüne baraj kurarak,

Özgürlüğünü kısıtlıyoruz.

Halbuki sular akmak için yaratılmış, kuşlarsa uçmak,

Atlar koşmak için, balıklarsa yüzmek.

Geceyle gündüz nasıl birbiri için yaratılmışsa, birbirinden kopamıyorsa,

Kadınla erkek de birbiri için yaratılmıştır.

Peki insan ne için yaratılmıştır biliyor musunuz?

Ben size söyleyim : Aşkı yaşamak için, aşkı paylaşmak…

İşte, aşkta oldu mu nehir gibi olmalı…

Kendini serbest bırakmalı, olduğu gibi yaşanmalı,

Önüne engeller konmamalı, yaşanabildiği kadar yaşanmalıdır.

Nasıl kuruyan topraklar suya hasret kalıyor,

Sıcaktan yanıp çatlıyor,

Hatta parçalanıp kum haline geliyorlarsa,

İnsanlarda geçmiş yaşanmış aşklarından dolayı acı çekiyor ve yaralarla parçalanıyorlar.

Ama nasıl yağmurlar yağıp nehir halinde akmaya başlayınca, bütün boşlukları dolduruyor,

Yaşanmış onca kuraklığı ve parçalanmayı silip götürüyorsa,

Yeni aşklarda insanların kalbindeki yaraları sarıp tamir edebiliyor.

O yüzden aşk Oldu mu Nehir Gibi Olmalı

Serbest bırakmalı ve özgürce yaşanmalı.

Önüne barajlar kurarak değil…

Ve bir daha hiç kurumaması,

Aşkta son noktayı,doğru olan kişiyi bulması dileğiyle..

 

Özledim Seni

Ey Allah’ım ne ettin söyle bana,

Aşık ettin kendini gösterip beni sana,

Dünya bir başka güzeldi, hayat bambaşka,

Bakamadım ama Sana şöyle doya doya.

 

Aşık oldum ben Sana Yunus Emre Misali,

Söyle ama niye gösterip geri çektin kendini,

Dört döndüm heryerde bulacağım diye seni,

Eğer sevgin ondaysa umduğum gibi,

Nolur ver onu bana, ver benim nazlı yarimi.

 

Kim, seni görmek istemez ki seni,

Anlattığımda diyor ki herkes bana o bir deli,

Var ama öğrenmek isteyenler gerçeği,

Ben de anlatıyorum elimden geldiğince Seni.

 

Allah’ım seni arıyorum heryerde deli gibi,

Eğer göreceksem yine kalbimle, çıkar at gözlerimi,

Ben ne gördüğümü biliyorum, biliyorum ben kendimi,

Allah’ım nolur bir daha göreyim,

Çünkü gerçekten çok özledim seni…

 

Yolcu

 Dogru yolun yolcusu,

merak etme,

olacak içinde fırtınalar

kuruntular

takıntılar

sorgulamalar

kimliğini özünü arayacaksın

bir bakmışsın çiçek açmışsın

kendini sevmiş, gerçeği anlamışsın.

sonra bir daha bakmışsın,

gerçeği anlayan başka bir sevgilinin arayışındasın

 

Sır

 Sen, yasamın sırrı nedir biliyor musun?

Yaşamdan zevk almak için ne yapman gerek biliyor musun?

Hergün kalktığında bakalım bugün neler yaşayacağım diyor musun?

Farklı neler göreceğim, öğreneceğim,

Kimlerle konuşacağım, tanışacağım diyor musun?

Sen güne güleryüzle başlayabiliyor musun?

İçinde yeni bir güne başlamanın sevincini hissedebiliyor musun?

Allah’ım, bakalım bugün benim için neler yazdın, neler yaşatacaksın diyor musun?

Allah’ım, bugün de karnımı doyurdum, sana şükürler olsun diyor musun?

Diyebiliyor ve hissedebiliyorsan, işte sen, bu dünyanın en mutlususun.

Sen cennette yaşıyorsun.

Yok hissetmiyorum diyorsan, her günü kendine cehenneme çeviriyorsun..

 

 

Anonim

 

Yalnızlıksa senin adın,

Sen yalnızlıktan sıkılmayansın,

Yalnız kalmaktan aciz olmayansın,

O yüzden Bir ve Tek olandır adın.

 

Hiçbir şeye ihtiyacın yoktur,

Olması için sadece ol dersin,

Sen, herşeye gücü yetensin,

Herşeyi yoktan var edecek güce sahipsin.

 

Sen, esirgeyip koruyup bağışlayansın,

Yoksula, fakire ilaç olansın,

Sevdiklerinin hep daha mutlu olmasını sağlarsın,

Senin gibi olup gücü yetmeyenler ne yapsın?

 

Sen, bize ne üflediğini bilensin,

O yüzden bize onu verdin, R

abbim beni affet ama sanırsam,

Sen bendeki yüreksin.

 

Ne sevmeye ihtiyacın var ne de sevilmeye,

Sadece inanılıp kulluk edilmeye,

Onu da zaten sen belirlersin,

Kimin seni sevip sevmeyeceğini sadece sen seçersin.

 

İnsan benim sırrım, ben insanın sırrıyım,

Peki sen bensin de, ben senin hangi sırrınım?

Yoksa sen beni bilerek mi yarattın Tanrım?!

Bu dünyada yalnız ve tek olarak mı yaşayayım?!

 

 

Sevgiliye gerek duymazsın,

Cânı da, cânanı da sen yaratırsın,

Ben mi yanılıyorum yoksa,

Sen aslında benim tek aşkım mısın?

 

 

Cananı sevmek istiyorum,

Ama o zaman senden uzaklaşıyorum,

Ne oldu diye kendime soruyorum,

Ayrılıp tek kalınca gerçeği anlıyorum,

Ben, o zaman sana hizmet etmekten kendimi alıkoyuyorum.

 

Aslında ben değilim cananı sevmek istemeyen.

Yüktür beni alıkoyan onu sevmekten.

Sadece olduğum gibi görünmek ve kabul edilmek.

Ararım, benden, sevgiden başka birşey istemeyen.

 

Ey sevgili sırlarına eren gönül nerede?

İnsan olup inmişsin yeryüzüne,

Seni gören bir kadeh varmış, B

Ben de anladım, o kadeh sadece bizim kendi yüreğimizde.

 

Neden gizli yazdığını şimdi anlıyorum rubaiatını,

İstemiyordun insanların seni yanlış anlamasını,

Yalnız kendi içinde yaşamak istedin O’nun varlığını,

O kadar emin değildin çünkü,

bilmiyordun doğru olup olmadığını.

 

Yaşadın içinde çatışmalarını,

Sordun devamlı gerçekten var olup olmadığını,

Kah bazen inandın, kâh vazgeçtin,

Ama atamadın içinden ahiret azabını.

 

Sanırım arkadaşlar haklı,

Yaşıyorum içimde çatışmalarımı.

Ama sorunum kendimle değil.

Benim tek sorunum beni yaratanlaydı.

 

Ey sevgili, bekliyorum bakalım ne olcak?

Sırlarına eren gönüller ne olcak?

Yazdığın gibi geceleri kendimle oluyorum,

Yalnızlığımı istediğin gibi seninle paylaşıyorum.

 

Mademki bana bu dünyada sadece mutlu ol diyorsun.

O zaman neden bu sınırları koyuyorsun?

Ne yapayım bende 7000 yıl öncekiler gibi şarap içip, harman mı savurayım?

Ya Rabbim söyle bana, sen benden ne istiyorsun?

 

Mademki nefsi verdin insana,

O zaman lütfen biraz daha az sorgula,

Ben kendim böyle olmak istemedim,

Ama biliyorum, yaptın bunu bilerek sığınayım diye sana.

 

Şimdi Sen bana soracaksın,

Ben sana herşeyi verdim, neden mutlu olamadın?

Mademki mutsuzdun sana sunduğum arzı dolaşsaydın,

Diyeceğim ki , affet ama, güzel olan herşeyi sen bana yasakladın.

 

Rabbim hiçbir yere sığmadın,sadece mümin bir kulunun yüreğine sığdın.

O yüzden mi sevindiğinde yerinden fırlayacak gibi atarsın?

Üzüldüğümüzde de seni üzdüğümüz için yıpranırsın?

Verdiğinin değerini bilemeyip sana layık gönüller olamıyorsak, bu insanoğlu ne yapsın?

Söyle Rabbim! Sen, beni layık olmadığım halde neden bu kadar sevip sayarsın?

 

Sen kimsin ki beni yargılıyorsun,

Benim, kime ihsan ettiğimi sen benden daha iyi mi biliyorsun,

Benim kulumla arama giriyorsun,

Onun kalbini benim yolumda kırıp

Tüm lanetimi üzerine çekiyorsun.

O, beni arayıp duruyordu

Allah, Allah diye çaresiz etrafında dönüyordu

Her gece benim için ağlıyordu.

Sen onun kadar olabildin mi de? O

nu ilan ettin herkesin önünde suçlu?

Ben o kuluma öyle bir şey ihsan ederim

Onunla benim arama ne herhangi bir şeytan girer, ne de meleğim,

O kuldur ki benim sevdiğim

Onun kalbinde kendimi gizlerim.

 

Ben o kulun içinde istersem ikiyi bir ederim

Beni daha iyi bulsun diye kalbinden kendimi silerim

Beni aramaya teşvik edip bana layık olup olmadıgını

Bir sürü sınavla imtihan ederim.

 

Ben kimi dost edip etmeyeceğimi kendim seçerim, T

ek bir kitabı onun beynine kazır, ezberletirim.

O kul ki gördüğü herşeyde onu yorumlayıp beni anar

O da benim Kur’ân-ı Kerim’im.

 

Ben bir 21 gramım

İnsanların içine hergün girer çıkarım

İşte O benim O ben, Ben senin Allah’ınım.

 

Hiç düşündün mü o 21 gram sana neden verildi?

Boş sözler sarfedip, kendini üzmen için mi?

O 21 grama can dendi,

kendimden verdiğim, içine üflediğim dendi,

Acaba hiç düşündün mü, Rabbin neden böyle dedi?

 

Dünya malı neyine yarayacak?

Har vurup harman savurman neye yarayacak?

Onun uğrunda aldığın kırdığın canlar ne olcak?

Camiye gidip kıldığın namazlar zannediyorsun işine mi yarayacak?

 

Ben, o nefesi sana boşuna vermedim.

Okuyup beni anlamanı istedim.

Beni bilmen için, kendini bilmen için,

O Kur’ânı, ben, boşuna sana indirmedim.

Ey insanoğlu kendine zulmedip durursun,

Sana verdiğim 21 gramın anlamını arayıp durursun

Ben, sana kendimden verdim,

Daha ne düşünüp durursun?

 

Elbet, birgün yer gök yarılacak,

Tüm insanlar topraktan fışkıracak,

Herkes birbirine, tanımıyormuş gibi bakacak.

Sna zulmeden var ya!

İşte o gün, o 21 gramın hesabı senden sorulacak!

 

9)

Ben sana demedim mi senin sağında ve solunda benim katiplerim var,

Gram gram senin sevabını günahını yazarlar, T

arttığımda sevabı ağır olanlar,

İşte o gün size Rabbinizden rahmet dolu bir selam var.

 

İşte, benim o rahmet ve ilim verdiğim kullarım var ya,

Onlar ulu orta övünüp durmazlar

İşlerini güçlerini gizli yapıp, benden korkup,

Benim rızamı kazanmak için uğraşırlar.

 

Ah o benim adımı anan kullarım var ya!

Ah ne mutludur onlara.

Onlar için yaşatıyorum hepinizi hala orda,

Yoksa yıkar geçerdim dünyayı başınıza.

 

Ah o benim adımı anıp hayırlı işler yapan kullarım var ya!

Zannediyor musunuz ki ben bulunmuyorum orada sizinle o anda.

İşinizi gücünüzü rast getirip,

Sizi aydınlatıyorum, kılavuzluyorum dogru yoluma.

 

Ey sen kafir! Çek elini dilini mümin kulumun üzerinden,

Sen kimsin ki hesap sorarsın benim yönlendirdiğimden?

Hele birde suçlamaz, canına kıymaz mısın korkmadan benden?

Acaba olacak mı kendini Müslüman sanıp geçebilen köprüden?

And olsun bir daha doğrulmayacak onların başları yerden!

 

10)

Birgün herkes gül olacak,

Herkes kendini bilip tanıyacak,

Kendisine nasıl bir nefes üflenmiş şaşacak.

Herkes aynı şeyi konuşacak,

Kimse kimseyi dedikleri için yargılayamayacak,

Herkez bir ve tek olan için yaşayacak,

O zaman dünya güllerle dolacak,

Birgün herşey çok güzel olacak

O semadan bir gün bize yaklaşıp, İ

şte benim mümin kullarım diye bakacak…

 

11)

Ey insanoğlu, sana göre Allah nedir?

Sadece görmeyip inanılacak bir kuvvet midir?

Dersin böyle; Allah o değildir, bu değildir,

Sen şahit miydin de üflerken O her şeye,

Dersin bana, söylediğin yanlış bilgidir?

Bak, ben anlatayım sana, bana göre Allah nedir?

Senin şu evrende gözünle gördüğün herşeydir,

Kulaklarında duyduğun tüm seslerdir,

Dokunabildiğin canlı cansız tüm nesnelerdir,

İçine çektiğin nefestir,

Yediğin yemektir,

Hergün aynaya bakıp durduğun halde

Göremediğin ve kıymetini bilemediğindir.

Sen şimdi diyeceksin ki bana:

Ey kafir! Nasıl tutarsın sen insanla O’nu bir,

Elbette tutmam kendimi O’nla bir ama,

Umarım birgün sana da bunu hissettirir

O içimdeki benden öte bir “Ben”dir….

 

Ey Rabbim, çok az kaldı sana ulaşmama,

Her gün daha da çok yaklaşıyorum sana,

Umarım birgün şu zincirlerimi kırıp,

Gideceğim bende dosdoğru kendi yoluma.

 

12)

Elbet birgün döneceğim ben sana,

Umulur ki diyeceksin sevgili kulum merhaba,

Rabbim diyeceğim, bu insanlar suçladı beni galiba,

Diyeceksin boşver sen onları, geç otur, bak rahatına.

 

Kalp gözü, kalp gözü, diye tutturdum,

Ama yanlışmış, asıl doğruyu buldum.

Akıl gözü diye birşey varmış,

Okuyup düşünüp onu Seninle doldurdum.
Ah bu insanlar ne acaiptir, Sanki her şeyi kendisi bilir, Tutturur sonra, Yok, öyle değil, bu iş böyledir…

13)

Birgün toprak olup gideceğim,

Geride bıraktığım hiçbirşey için üzülmeyeceğim.

Sorarsan birgün bana orada en çok özlediğin nedir?

Seninle geçirdiğim zamanlar diyeceğim.

 

 

14)

Onun bunun lafıyla kendimi üzmeme gerek yok,

İnsan olup beni anlayan nasıl olsa çok.

Senin yanlış fikirlerine inanmaktansa,

Kendi yüreğime inanırım en çok.

 

Saldırın bana saldırın,

Saldırın ki benim Ona sığınmam artsın.

Beni yanlış diye suçlayın ki,

Kalbim O’nun yolunda kırılıp aşkıyla yansın.

 

15)

Hayallerimde yaşattım seni,

Bu hayallerde beni yedi, bitirdi,

Ama beni en çok bitiren,

Senin bana karşılık vermeyişindi.

 

16)

Birgün oturuyordum, Hayyam sen geldin,

Beni nasıl bu kadar iyi anlayabildin dedin.

Dedim, anlayamayacak birşey yok,

Sende benim gibi üflenenlerdensin…

17)

Bir teori geliştirdim kendi ufak beynimce,

Uçak havada giderken sallanır,

Hava boşluğuna düştü diye adlandırılır,

Bana sorarsanız ama bir arabanın,

Yolda giderken girdiği ufak çukurlardır.

 

18)

Bir sana yandım ben, Aşkınla pervane olup, Göklere uçtum ben. Göğe çıkınca baktım sana, Dedin: Ne işin var burada? Sana bakmaya gelmiştim, Dedin: Dön geri, beni orada, kendinde ara. Döndüm geri, baktım sağa sola, Her yer doluydu çeşit çeşit insanla, Sevinenler, üzülenler hepsi bir arada, Dedim, Allah’a bırak sen onları, kendi hayatını yaşa…

 

19)

Ey Allahım, ne ettim ben sana,

Sus dedin, benim sırlarımı açıklama,

Neden indirdin peki o zaman Kur’ân’ı insanlara?

Ya bu insanlar seni tam anlayamazsa?

 

Ben sana açıklama demedim,

Onlar öğrenmek istemeyenlerdir hakikatlerimi benim,

Peki o zaman, ben ne yapayım Rabbim?

Sen yaşamana devam et, ben sana gösteririm!

 

20)

Zamanında Rumi susmuş.

Ama o günler geçeli asırlar olmuş.

Konuşmak paylaşmak artık yasak değil.

Zamanımızın en iyi ilacı olmuş.

 

21)

Birgün çıktım besmeleyle evden yine,

Rabbim işlerimi rast getir diye,

Ne gelen var ne giden,

Rabbim bu ne iş böyle? (Tövbe, tövbeee)

 

22)

Cüneyt ne acaip şiirler yazarsın?

Rabbinin dikkatini üstüne toplarsın,

Daha böyle gidersen,

Birgün O’nun azabını tadarsın.

 

Evimde her türlü yiyeceğin alası var,

Cebimde de hepsini alacak imkanım var,

Rabbim neden hala mutsuzum?

“Çünkü bana senden daha çok şükredenlerim var”….

 

Tıkıldım kaldım bir kısır döngüde,

Ümit etmekteyim birgün benim olacak diye,

Ya olunca başaramazsam hayallerimi,

Off, Rabbim, beni doğruya yönlendirdiklerinden eyle….

 

İçimde öyle bir aşk var ki,

Biliyorum, bulacağım birgün seni,

Bulunca geri döndürmezsin inşallah.

Tıpkı kulun firavuna ettiğin gibi…

23)

Ben seni aramaktan yorulmamışım,

Kendimi sana kavuşmaya adamışım

Bulunca seni kalbime kilitleyip,

Anahtarını da denize fırlatmışım.

 

24)

Rabbim umarım dosdoğru yolundayım,

Kimsenin ahını almamaya çalışanlardanım,

Eğer almışsam beni affet,

Demeyim gelince, “ah” ben ne aptalmışım…

 

25)

Rabbim ne hikmetse genelde geceleri geliyorsun.

Ama hep beni böyle hazırlıksız yakalıyorsun.

Dur, ben bir üstüme abdest alıp geleyim.

Ev hali görüp beni utandırıyorsun.

26)

Ben seni kendime eş dost edindim,

Hayatımın en güzel yıllarını sana verdim,

Eğer ölüm birgün gelip sokarsa kabre…

Ben orada da yine sen diye inlerim…

27)

Bu elma yasak meyve değil miydi?

Adem onun yüzünden ceza yemedi mi?

Ey insanoğlu yatıp kalkıp secde ve teşekkür et.

Rabbin işte seni bu kadar çok sevdi…

28)

Her gece başka bir alemdeyim

Konuklarımı misafir etmekteyim

Kendi kendime konuşup dururum

Tanrım yoksa ben şizofren miyim?

 

Dedin bana haline şükret,

Sabredip yoluna devam et,

Hergün şeytanın yanına beni oturtursun,

Ver o zaman ona uymayacak bir kudret..

 

Azap edip böbürlenenler gördüm.

Kendini Allah sanıp, kibirlenenler gördüm.

Hele yok mu her şeyi kendinin bildiğini sananlar…

Onların da sonunu gördüm.

 

30)

İnsanların insan olmaktan çıktığı bir zamanda,

Hala insan olarak kalmışım.

Bunun da hikmetini çözüp…

İnsanlara anlatmaya çalışmışım.

31)

Nedir bu halin paparazzilerde

Bir onun kucağındasın bir bunun her gece

Bir de çıkıp konuşmaz mısın?

Örnek olursun Türk kadınına kendince…

 

Ya ben seni ne yapayım?

Yaptığın binanın içine oturtayım,

Birde alttan sallayayım.

Sen ne diyorsun kendine bakalım?

 

Benim gençlerim ne kadar da olgunlar

Memleketin gidişatına öylece seyirci kalırlar

Her gece bir yerlerde dans edip dururlar

Peki Cüneyt acep senin onlardan çok mu farkın var?

 

32)

Bende çok sevgili kulun gibi

Bilinmeyi ve sevilmeyi diledim

Acaba doğru diye şeytana uyup

Bu dünyalık bir şey mi istedim?

33)

Eskiden memleket daha güzeldi.

Para herkes için değersizdi,

Şimdi ne alsam hemen…

Önüme koyarlar bir hesap makinesi…

34)

Sandım ki küçükken herşey

Ev, araba, paraydı…

Büyüdükçe anladım ki,

Her şey, kalbin ağzımdan akıttığıydı…

 

35)

Nasıl giyeyim ben kara çarşafı kışın ortasında

Dört mevsim vermiş Allah bana

Tek mevsim mi ki rahatça dolaşayım ben onunla

O yüzden giymiş adamlar çölün ortasında

Dolmasın diye oram buram, gözüm kumla

Gel yazık etme kıyma vatanına

Bastığın yerleri toprak diyerek geçip unutma

Bozgunculuk sokma insanların arasına

İlerlemektir, gericilik değil

Gölge düşürme Müslümanlığa

Ararsın sonra bu günleri mumla

 

36)

şu cennet vatanı cehenneme çevirenlerin

satıp satıp yiyenlerin

varlıktan yokluğa düşürenlerin

adını küçültenlerin içine tüküreyim ben

parayla kendini insan zannedenlerin

etrafını küçümseyenlerin

paparazzilerde boy gösterenlerin

ve onlara özenenlerin

yüzüne tüküreyim ben

mütevazi olanın

herkesi adam yerine koyanın

sahip olduğunu paylaşanın

inanıp doğru işler yapanın

kandırmayanların

korkanların

hoşgörülü olanın

dinleyip anlamaya çalışanın

insan olanların önünde eğileyim ben…

 

37)

Akılsız değilim ki Seni anlamayım,

aile sahibi değilim ki evde huzuru tadayım,

zengin değilim ki Allah rızası için dağıtayım,

kalpsiz değilim ki ağlamayım,

merhametsiz değilim ki acımayım,

imansız değilim ki korkmadan kandırayım,

Allah’sız değilim ki yalnızlıktan korkayım.

ben sadece huzur içinde yaşayıp

O’na dönmeye çalışanlardanım…

 

38)

Ey gece,

yahu aslında ne kadar güzelsin

Eskiden korkudan altıma ettirirdin

Büyüdükçe anladım ama

Sen bana gündüzden daha gereklisin

 

gündüz çalışıp yorulurum

kafamı bir sürü kuruntuyla doldururum

gece oldu mu ama

hepsini çözer rahatça uyurum

 

rahatça uyurum diyorsam

ama yatarım ta üç buçuklarda

bu yüzden gündüzüm biraz çilelidir

ne yapayım anca çözülür sorunlar kafada

 

Ah, ben bu akılsız başı ne yapayım

Akılla doldurmak için böyle sabahlarım

Gündüzleri dolanları uygular

Kısır döngüde böyle yaşarım

 

Hayat zaten monotondur cidden

O yüzden denir ona: düzen

O düzene arada renk katmak lazım

Üzülür yoksa öyle yaşayıp giden…

 

Ben düzeni severim aslında

Üzülmem her gün aynı şeyleri yapmaya

Kim olduğumu, ne olduğumu bilir

Sabah kalkarım büyük bir huzurla…

 

Her gece namaz kılayım derim.

Nedense bir türlü gerçekleştiremedim.

Bir huzursuzluk var içimde ama

Nedenini bir türlü çözemedim.

 

Bakıyorum da sende bayağı kendini aramışsın,

O’nu anlamaya çalışıp sorgulamışsın,

Anladığında ise Kendinle başbaşa kalmışsın.

 

Cennet, cennet diye yanarım.

Bazen imandan bile kuşkulanırım.

Bu dünyadan başka dünya olmadığını düşünüp

Affet beni diye yine O’na yalvarırım.

 

Cennet eğer benim yüreğimdeyse

Cehennemde beynimle beraberse

İzin verde artık şu kulun

İkiyi bir etsin bir an önce

İnsan olmak ne de zormuş

Öyle oradan atıp tutmak ne hoşmuş

Rabbim tövbe ettim beni affet

biz meleklerin, gerçekten senin bildiklerini bilmiyormuş…

 

39)

Camiye gittim geçenlerde

vaaze verdim kendimi can kulağı ile

bir de ne çıksın karşıma

bütün hainlikler sende?

 

İmam olmuşsun, doğrudur

Camiyi de doldurmuşsundur

Daha içini O’nla doldurmamışsın

öyle arkadan konuşmak sanıyor musun hoştur?

 

Göreceğim ben sizleri.

Öyle din adı altında yapıp ettiklerinizi.

Allah, peygamber deyip

Adlarını nafile zikredişinizi…

 

Ben, din hocasıyım dersin.

Günahsız kızın namusunu incelersin

Benim din hukukuma uymaz deyip

Tutup okuldan atıverirsin.

 

Sen onlara bekçi değilsin,

sadece uyarıcısın denmiş.

Sana mı kalmış millete polislik yapmak

Senin işin gidip camide

İnsanlara Allah’ın güzelliklerini anlatmak…

 

O yüzden konmuş bazı kurallar.

Eşit hissetsin diye insanlar.

Üstlerinden manevi baskıyı kaldırıp

Sakın hâ dinsizlikle suçlanmasınlar.

 

Eh benim yarım aklım, laiklikten bunları anlar.

Örtünene birşey demeden bakar

Benim kızdığım örtünüp de

Örtünmeyene yan gözle bakanlar.

 

40)

Ne mesnevisi

Ne de yunusun şiirleri

Adamlar demiş:

Yaşa ve öğren her şeyi.

 

41)

Rabbim, biliyorsun bazen kendimden geçerim

Bunun için senden özür dilerim

Ama dünyevi dertleri terk eder de

İstediğin gibi mutlu bir insan oluveririm

42)

Eyyy Allah’ım,

Bu yüreği öyle bir hale getirdin ki,

Hadi göster bakalım bana onu dolduracak bir sevgi.

Ne aile, ne ülke, ne de dünya…

Bu yürek sadece seni ister seniiiiiiiiii!!!

43)

Al beni yanına.

Yeter bu nefis bana.

Ben günahımı anladım.

Ne olur acı bana.

 

44)

Bu kalp bütün dünyayı doldurur da

Acaba dünya yeter miydi kuluna?

Sen ona öyle bir şey verdin ki

Arar seni, hayatı boyunca

 

Şükretmeyenlerden oldum…..

Tüm dünyayı kalbime sığdırmak isteyenlerden oldum…

Kalbime sığsa da

Sana doyamayanlardan oldum….

 

İçimde bir şey var.

Yakında ağzımdan çıkacak.

Adını yeryüzüne haykıracak.

Tüm dünya onunla olacak

O ise sadece,

Sen, diye yanacak….

 

46)

Anladım kendine zulmetmenin ne olduğunu,

Kıramadım ama şu zincirleri bilip de doğruyu,

Yürü diyecek yakında biliyorum sen beni arıyordun.

O zaman Cüneyt yürüyecek, her nefeste Rabbine doğru…

 

47)

Benim ne olduğumu arar durursunuz.

Bakın ben sizin için masmavi göğü yarattım.

İçine rahmetimi yağdıran bulutlarımı kattım.

Huzur versin diye kuşlarımı havada süzülür yaptım.

Geceleri boşluğa düşmeyin diye

Yıldızlarımı oraya buraya dağıttım.

Kandil gibi ayı yanınıza yazdım,

Belki düşünür de beni anarsınız diye.

Onları açıklayan Kur’ân’ımı size miras bıraktım.

Üzerinde gezinin diye toprağı yarattım.

Aslında sizi de topraktan yarattım,

Halifelerim uyanıp neler yapabilecek diye

Çeşit çeşit aklı da size bağışladım.

 

Ey ademoğlu!…

Ben sana kendimden bağışladım.

Neler yapıyorsunuz diye

Meleklerimi omuzlarınıza katip yaptım.

Benim hikmetimi anlayanlara;

Cennette konaklar hazırladım.

Ben sizin bilmediklerinizi de bilirim deyip yarattığım…

Benim hakkımı veren güzel kullarımı,

Her iki dünyada da kendime dost yaptım.

 

48)

Ben birim!…

Ben birim!

Bir ve tekim!

Ne ben kimseye benziyorum, ne de bir başkası bana.

Ben birim ama aslında ben herkesim.

Herkesin acısını zehrini kalbimde eritebilirim

Çünkü o kalpte güçlü bir dostum vardır

Bir ve tek olan Rabbim…

 

Ben insanın, hayatın ne olduğunu da iyi bilirim…

Hiç kimseye benzemek zorunda da değilim.

Kimse de bana benzemek zorunda değil, ama….

Acı olgunlaştırır mı, iyi midir kötü müdür bilmem ama

Insanda bir takım değişiklikler yaptığı kesin.

Bu yürekteki acıları anlatsam denizler mürekkep olur bana.

O mürekkebin yazdıklarına baksam…

O yaşanan acılar umut olur bana

Şöyle arada bir durup düşünüp

Şükür ve kendime alay ile gülümserim geçen o güzel yılların her anına

Gülmeyip de ne yapayım

O acı zannettiğim güzellikler değil midir beni ben yapan şu anda….

Sanki yok muydun sen benim güzel Rabbim,

Her anım ve saniyemde benim yanımda………..

 

53) 15.10.2001 05:29

Yalnızdım geceleri

Sabahın köründe yorgun ve bitkin

Bir yanımda Erzincan sokaklarının ışıkları

Üstümde ise yıldızlar

Horozlar ve ezan sesleri anlatıyordu sabah olduğunu

Beni koruyan tek şey başımdaki çelik miğfer

Ve soğuğa karşı giydiğim parkamla eldivenlerim.

Bakmak bile gelmiyor içimden saate.

Dört dönüyorum soğuk bir esintinin olduğu

şu dört metrekarelik bir nöbetçi kulübesinde…

Sigaramı yakmış korkuyla çekiyorum içime.

Aziz Allah’ım sen yardımcı ol bizlere diyebiliyorum sadece.

Şu soğuk Erzincan gecelerinde…

 

54)

Aşk şarabından içip de acı çekmeyen var mı?

Ya da sonsuza dek içebilen aynı şaRabı?

Varsa bana da gösterin

Öpeceğim onun elini ayağını…

 

55)

Ey güzel Allahım,

İyi ki bu acıları vermişsin

Yoksa nasıl senin ilminle dolduracaktım kendimi

Tüm bunlardan kurtulabilmek için?…

 

56)

Aah aah ne şiirler akıldan boşa akıp geçti…

Hayat bu, bir daha yaşanmaz ki o anki hisler geri…

 

57)

Dünya malına tapıp sevgiden yoksunlar gördüm.

Doğru diye şeytana tapıp

kendine zulmedenler gördüm.

Allah’ın onları hiç affetmediğini…

Onlarınsa devamlı kalp doktoruna gittiğini gördüm.

Her türlü ilaca ameliyata rağmen

kalpteki sıkıntının devam ettiğini gördüm,

Oysa ki, huzur Allah’tadır..

 

58)

Geceleri uyumuyorum diye kendimi yerim…

Yalnızlıktan ve aşkı arayıştandır benim bu halim.

Hani olur da Rabbim beynime bir ışık tutar.

Ona olan aşkımı bu kitaba dizelerim.

 

59)

Rabbim, beni affet,

Bazen senin katından bir kitap yazabilecekmiş gibi kendimi akıllı sanar şeytana uyarım,

Ama sonra Hz.Muhammed’in okuma yazma bilmediğini hatırlarım.

Akabinde bu kadar çok bilginin kitabında açıklanmasına hayran kalırım…

Sen ne kadar büyüksün Ya Hu…

 

60)

Beethoven sağır olmuş,

En güzel bestelerini ondan sonra bulmuş.

Bunun hikmeti yine sende saklıdır,

O notaları artık kalbiyle duyar olmuş…

 

61)

Allah Einstein’a ilim verip, ilham edip…

insana hizmet etsin diye atomu buldurmuş,

Ne yazık ki insan suretinden şeytanlar yüzünden bomba olup

insanlığın sonu olmuş…

62)

Bu insanlar, Muhammed onu yasakladı bunu lanetledi dediler,

Onun güzel huylarını alıp onu anlayacaklarına

Kötü dediği huyların peşinde avcı olup

insanlara gıybet edip zulüm ettiler.

Onun insanlığa bir rahmet olduğunu,

ne yazık ki 1400 sene geçmesine rağmen akledemediler.

Rabbim bin tane daha resul gönderse de

insanlar aynı hikayeyi onların yüzlerine de söylerler…

 

63)

Etrafta türlü türlü insanlar…

Herkesin kendine göre bir yaşama şekli var.

İyi-kötü, ahlaklı-ahlaksız, bencil-cömert,

Rabbin yönlendirdiğini yargılamaya kimin hakkı var?

 

64)

İnsanın beyni bir evrene benzer,

İçine tüm evrenin bilgisi, hazinesi girer.

o yüzden bir insan da öldüğü zaman

Evrendeki bir yıldız da söner gider…

 

65)

Tanrının dev kazanları galaksiler

İçlerinde pişer mis kokulu aşureler

İnsan ve üzerinde yaşadığı dünya

Aşureye koku veren biberiyeler

Pişir bizi kazanında Ya Rab…

 

-Allah Allah diye yandım, beni aramayı bırak, yaşamana bak, ben zaten sendeyim dediğini anladım.

 

-Hiçkimseye muhtaç kalmayacak şekilde işini öğren, ama sonra hiç kimseye muhtaç değilmiş gibi davranma.

 

-Yalnızlık bir güçtür, ama yalnız olmak da bir o kadar güçtür. Yalnızlık sadece O’na mahsus ise ve bir insan da ne kadar O’nunla yalnız kalıp O’nu tanır ise, O’nun büyüklüğü karşısında O’na hayranlıkla eğilenlerden olur.

 

-Önce gül olasın, gül olmayı iyice anlayasın ki, sonradan bir gül bahçesine sahip olup onlara güllüğü anlatasın, bahçıvan olasın.

 

15.09.2013. Kahpe felek:

herkes kendi dilinde birşeyleri tespih etmekte,

birşey anlatmayan, demeyen mi var şu alemde,

adı üstünde, kahpe felek,

döndürüp durur bizi o zalim çemberinde.

-SON-

1993 Toplam Görüntülenme 2 Günlük Görüntülenme
Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail

6 comments on “Şiirlerim”

  1. Merve Çelik Reply

    15.09.2013. Kahpe felek:herkes kendi dilinde birşeyleri tespih etmekte,

    Yazılarınızı okudum . Gerçek aşkı buldugunuzdan bahsetmişsiniz elhamdülillah da ; Imanın şartlarından olan kadere imana sövmeniz bence bilinçsizce yapılmış. Uyarmak istedim .

    • CuneytAktan Reply

      Yorumunuz ve uyarınız için teşekkürler. Olabilir, hatasız olmak Allah’a mahsus. Ancak bahsettiğiniz kader denen şeyin nesine iman etmem gerektiğini tam olarak anlayamadım. Kader; Allah, melek, peygamber ya da Kuran gibi birşey mi ki, ona da diğerlerine ettiğim gibi iman edeyim? Ayrıca gerçek aşkı bulan kişi yalnızca Allah’a mı iman eder, yoksa kadere mi? Kaderiniz sizi Allah gibi doğru yola iletebiliyor mu? Size rızkınızı verip, sizi koruyup gözetiyor mu? Sizi bir kan pıhtısı iken, size bir can verip, sizi şimdiki halinize getirebiliyor mu? Gece ile gündüzü kaderiniz mi arka arkaya getiriyor? Kader bütün bunları yapan Allah mı ki, ona da Allah’a iman ettiğim gibi iman edeyim? Allah dilemedikçe kaderimde kendime ne gibi bir fayda ya da zarar sağlayabilirim ki, ona da Allah gibi iman edilebilecek bir sıfat ya da üstünlük verip onu Allah’a ortak koşup, put yapıp, iman edeyim? Araba kullanırken cep telefonunda arkadaşıma mesaj yazarken trafik kazası yapıp ölmem sizce kader mi, yoksa benim dikkatsizliğim ve bunu yapabilecek kadar cahil olabilmem mi?

  2. Merve Çelik Reply

    Evet hatasız olmak Allah a mahsustur ki sizi bu yüzden uyarmak istedim. Yazdıklarınızda kendi cevabınızı bulmuşsunuz aslında. Kadere neden iman edeyim ki Allah dilemedikçe olmaz demişsiniz ya. Kader de budur zaten siz bir yol seçersiniz Allah da size sebepler yaratır. Cüzzi ve külli iradenin birleşmesi. Kazadan örnek vermişsiniz ya. Siz arabayı kullanırken dikkat etmediniz cüzzi iradenizle , Allah da sizin o sırada canınızı aldı külli iradesiyle. Ama Allah için zaman ve mekan olmadığına göre O sizin zaten böyle bir yolculuğa çıkıp dikkatsiz olacağınızı biliyordu. Çünkü gaybı da bilir. Kader öyle bir şeydir ki. Aslında sizin elinizdedir ama aslında Allah ‘ın dilemesinden ibarettir. O ol der ve olur. Kadere iman demek başına bir musibet dokunduğunda da mutlu olduğunda da bunu Allah tan bilmektir. Yani o sebepleri yaratmasa siz o kazada ölmezdiniz. Şöyle düşünün uçak kazalarında yüzlerce kişi ölürken neden bazıları mucizevi şekilde kurtuluyor . Çünkü ecel bellidir o an Allah ister ve ölürsün çok dikkatli olsan dahi kalp krizi geçirir yine ölürsün. Aradaki keskin ve ince cizgiyi anlatabildim umarım. Kadere iman Allah a imandır
    .(39/ZUMER-49: İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. Sonra, kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimiz vakit, «Bu bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir» der. Hayır o, bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.)
    bu şekilde ayetleri çoğaltabiliriz.

    • CuneytAktan Reply

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Kadere iman demek, başına bir müsibet dokunduğunda da mutlu olduğunda da bunu Allah’tan bilmek açıklamanızdan sonra ne demek istediğinizi daha iyi anladım. Elbetteki herşey Allah’tan. Enfal 17: (Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları; attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yaptı). ve Enam 59: “O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez.” ayetleri de dediğinizi doğruluyor eyvallah ancak, bazen çok da kaderci olmamak gerektiğine iman ediyorum. Çünkü yapmış olduğumuz bir hata ya da işgüzarlık yüzünden başımıza bir şey geleceğini bildiğimiz halde ona önlem almazsak ve gün gelirde o önlem almadığımız felaket başımıza gelirse, bunu Allah istedi, o yüzden oldu, herşey Allah’tan dememek lazım. Sonuçta Allah Yunus 100’de “Allah pisliği aklını kullanmayanların üzerine bırakır” ve Yunus 44 “Allah insanlara zulm etmez, ancak insanlar kendi kendilerine zulmederler” diyor. Bu anlamda, aklımızı kullanmadığımız ve önlemimizi almadığımız için başımıza gelen bir olaydan dolayı, tıpkı cumhurbaşkanının somada ölen madenciler için halkın başı olarak önlemini alması ve almayanları cezalandırması gerekirken “ne yapalım, madenciliğin fıtratında bu var, askerlik yan gelip yatma yeri değildir, vs” dediği gibi, ne yapalım kaderimiz buymuş, Allah böyle istedi, ol dedi oldu dememeli, aklımızı kullanıp, önlemimizi almalıyız. Sonuçta Enfal 22de Allah “Allah katındakilerin en kötüsü aklını kullanamayan körler ve sağırlardır” diyor. Ancak yine de Allah izin vermedikçe hiçbir kötülük ve pislik başımıza gelmez, çünkü Allah dilemedikçe kimse hidayete ermez, doğru yolu bulamaz. O yüzden başa gelen kötülükte iyilikte elbetteki Allah’tan. Ancak kaderimizi iyi bir şekilde yönlendirmek yine de bizim elimizde. O yüzden biz kadere değil, ona hiçbirşeyi ortak koşmadan sadece Allah’a iman edelim.

  3. Merve Çelik Reply

    Aslına bakarsanız bu konular üzerine çok fazla şey söylenebilir. Önlem alıp gerisini Allah a bırakmak tevekküldür. O bize aklımızı kullanalım diye vermiş ve başımıza gelen her şeye Allah tan dersek bu da yanlış olur çünkü kendi irademizi reddetmiş oluruz. Bir nevi her kötülüğü yapıp Allah böyle istedi de oldu deyip kendimizi temize çıkarmak gibi. Ama… bence bakış açınızı değiştirmelisiniz. Insan hayatındaki tüm değişkenleri kontrol edemez. Bir davranışta bulunduğumuzda sayısız parametre bizim hayatımızı değiştirebilir. Mesela kazadan örnek verdiğimizde kazanın gerçekleşme anı neden o an. Çarpıştığız kişi neden o kişi ? Iki kişinin birden aynı anda yola çıkıp karşılaşma olasılığı gibi kontrol edemediğimiz birçok değişken. Yani bir saniye yola geç çıkmak her şeyi değiştirir. Hayatımızda karşımıza çıkan insanlar bize bağlı değil. Bir ailede doğmak bize bağlı değil. Şu an buraya yazıyor olmamdaki yani bu davranışı yapmamda bir sürü etken var. Öncelikle sizin buraya yazmış olmanız bu davranışı yapmam için gerekli değil mi? Hem madem her şey iradeyle açıklanabilir. Bana minicik bir bebeğe tecavüz edilmesini sonrasında büyüdüğündeki depresyonu ve davranışlarını kinini kontrol edememesini hangi önlemle açıklarsınız. Kadere inanmadan bunu kabullenip yaşayabilmesi mümkün müdür? Bazen bizim elimizde olmaz hayatımız. Biz sadece yol seçeriz yeni bir yol oluşturamayız. Çünkü yaratmak Allah a mahsus. Allah sonsuz ilim sahibi. Bizim aklımız sınırlı sonsuzun bilgisine ulaşamayız her şeyi aklımıza uygunlaştıramayız. Siz yine de mantığınıza uyanı kabul edin.

    • Merve Çelik Reply

      Afrikalı bir çocuğun davranışlarını sorgulayabilir misiniz? Ona bazı şeyleri anlatabilir misiniz? Çünkü o açtır . Ya da kör doğmuş birinin. Kader Allah ın bize bahşettiği hayattır. Bazı şeyler bizim elimizde değildir. Sokakta uyuyan insanlar varken neden biz evimizde sıcak bir yuvadayız? Neden bazıları aç da biz tokuz. Bunu iradeyle açıklayabilir misiniz? Ya da neden her ikimizin de ettiği dua aynıyken birimizinki kabul olur da diğerininki olmaz?
      Ameller niyetlere göredir. Aynı davranışı yaptığımız halde aynı olmaz mükafatı. Siz hiç kör ya da bir Afrikalı çocuk olarak doğmayı istediniz mi onlar sonsuz hayatta bizden daha çok lezzet alacak diye . Hadiste de geçmez mi cennetlerin birçoğu fakirlerdir diye. Şimdi burdan baktığımızda dünya hayatında (geçici olan) fakir olan bir insan aslında en zenginimiz değil midir?
      Insan kendi beyninin bile tamamını kullanamazken her şeyi iradeyle nasıl açıklanabiliriz? Ben kadere yani Allah ın benim için uygun görüp yarattığı hayata da iman ederim. Çünkü Allah tan ayrı değil aksine Allah ın yarattığı demek.

Leave A Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.