GİZLENEN İBADET: KUR’AN OKUMAK

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Gizlenen İbadet: Kur’an’ı Kerim Okumak…

Bu konu üzerinde detaylıca açıklama yapmadan önce İslam nedir onu bir aydınlığa kavuşturalım…

İslam; sarık takmak, cüppe giymek, tespih çekmek, sakal uzatmak, bir tarikata üye olmak, bir şeyhe mürit olmak, hu çekmek, sizin gibi olmayanları kafir olarak görmek, dışlamak, Cihat ilan edip, terör örgütleri kurup, sizin gibi iman etmeyenleri ister Müslüman olsun, ister Hristiyan ya da Yahudi, hepsini katletmek midir?

Ya da Osmanlı İmparatorluğundaki gibi saltanatı ve halifelik makamını korumak için türlü entrikalarla kardeş, oğul, akraba katli yapmak, saltanatı besleyen kaynakları genişletmek için, Haçlı Seferleri düzenler gibi din adı altında kese kese giderek, milleti sömürge altına almak, yurtlarını işgal etmek, kadınları dul, çocukları yetim bırakmak, ibadethanelerini camiye çevirmek, Müslüman olmaya zorlamak mıdır İslam?

Mesnevi ya da Risalei Nur okumak mıdır? Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Mevlana, Hallacı Mansur, İmam Gazali, Buhari, Tirmizi, hadis, sünnet, Suudi Arabistan, İran, Irak, Fethullah Gülen, İskerder Ali Mihr, Hizbullah, Hamas, Işid, Cübbeli Ahmet, Akp midir İslam?

Nedir yahu bu İslam? İslam bir din değil midir? Benim bildiğim kadarıyla İslam bir dindir. Kişi, şahıs, tarikat, cemaat, parti, ülke, terör örgütü falan değil!

Bakın Allah İslam için ne diyor?

“Sizin için din olarak İslam’ı seçtim” (Maide 3)

“Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır.” (Ali-İmran 19)

Demek ki İslam bir din. Kimin dini peki? Elbette ki Allah’ın dini! İnsanların değil!

“Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah’ındır!” (Zümer 3)

Neden yalnızca Allah’ındır?

Çünkü dinde “Hüküm yalnız Allah’ındır” (Yûsuf, 12/40, 67); ”Hüküm O’nundur” (el-Kasas; 28/70, 88); ”Artık hüküm yüce ve büyük Allah’ındır” (el-Mü ‘min, 40/12); “Hüküm vermek Allah’a âittir” (es-Sûrâ, 47/10), “Hüküm veren Allah’tır”(er-Ra’d, 17/41); “Hüküm vermek yalnız Allah’a âittir” (el-En’âm, 6/57); “Doğrusu hüküm yalnız O’nundur” (el-En’âm, 6/62)

“Fitne kalmayıncaya ve din yalnızca Allah’ın dini oluncaya kadar onlarla savaş!” (Enfal 39)

“Halbuki hüküm Allah’ındır; O ise kendisinden başka hiçbir şeye kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru din işte budur; fakat insanların çoğu bilmiyor.”(Yusuf 40)

Gördüğünüz üzere İslam’da yani dinde hüküm koyma tamamen Allah’a ait olduğu gibi, Allah hükmüne de hiç kimseyi ortak etmemiştir. Dine Kur’an’ı Kerim dışı milyonlarca hadis eklediği iftirası atılan ve kendisi bunlardan münezzeh olan peygamberin kendisini bile dinde kendisine ortak etmemiştir!

“O, hükmüne kimseyi ortak etmez!” (Kehf 26)

Bundan dolayı din tamamen Allah’a aittir. Allah’tan başka hiç kimse din koyamaz, din getiremez. Bir kimsenin Müslüman olabilmesi için dinin yalnızca Allah’a ait olduğunu bilmesi gerekmektedir. Ona ortaklar koşmamalıdır. Dini Allah’a has kılmanın tek yolu, Kuran’ı Kerim’i İslam dinini öğrenmede “Tek Kaynak” ve “Tek Rehber” kabul etmektir.

“Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!” (Araf 3)

Bunun herhangi başka bir alternatifi yoktur. İslam dinini öğrenme adına bundan başka bir yola sapılması halinde, kaçınılmaz olarak Allah’ın yarattığı kullardan din koyucular kabul etmiş olursunuz ki, bu da Allah’a şirk koşmak anlamına gelmektedir. Unutmayın ki Allah hemen hemen her günahı affedecektir ama kendisine ortak koşulmasını asla!

“Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür.” (Nisa 48, 116)

İslam dininde din koyucu yalnız ve yalnız Allah olduğuna göre, demek ki Allah dışında ki her şey onun yarattığı yaratıklar olup, bu yaratıklar din koyucu olmadıkları gibi, ne kendileri, ne de yazıp çizip söyledikleri din değildir. Dolayısı ile peygamberler de dahil olmak üzere, hiçbir yaratık ne dindir ne de din koyucudur…!

İyi de madem ki demin bu yukarıda zikrettiklerimin hiçbirisi İslam yani Allah’ın dini değil, o halde neden İslam ya da din deyince insanın aklına Allah’ın yukarıda Enfal 39’da kendilerini “fitne” diye tanımladığı bu tarz şeyler geliyor?

Nedenini söyleyeyim mi?

Çünkü kimse Allah’ın dini olan İslam’ın ne olduğunu merak edip Allah’ın ipi, nuru, hidayet rehberi olan Kuran’ı Kerim’i okumuyor da ondan!

Kendi dilinde, ağır ağır, düşüne düşüne, anlaya anlaya, Allah’ın Kur’an’da emrettiği gibi okumaktan bahsediyorum. Sakın Kur’an kursuna gidip, Arapça öğrenip, kelimeleri anlamadan etmeden okuyan, dininden bir haber olan insanları kastediyorum sanmayın. Çünkü o Kur’an kurslarına gidip Kur’an’ı Arapça okuyan ama onu anlamayan insanlarda din diye sadece yukarıda zikrettiğim fitnelere inanıyorlar. Yani “atalarından gördükleri, atalarını üzerinde buldukları, atalarının din diye uydurdukları” insan yapımı, insan üretimi “hadisler”, “insanlar” ve “dinler” üzerine gidiyorlar. Allah’ın dini üzerine değil.

İşte din Allah’ın dini değil de insanların dini olduğu zaman ortaya Haçlı Seferleri, Vatikan, Papa, Hristiyanlık (Hz.İsa’yı tanrı sanıp, putlarına tapma), Yahudilik (diğer dinleri kabul etmeyip, iblisin kendini Adem’den üstün gördüğü gibi kendini diğerlerinden üstün bir ırk sanıp, geri kalan insanları aşağılamaya, yok etmeye çalışma), Hitler, Siyonizm (şeytana ve paraya tapma), Budizm, Yoga, Kabala, Mehdi inancı, Osmanlı İmparatorluğu, Osmanlıcılık, Halifelik, Işid, Hizbullah, Suudi Arabistan Kraliyet Ailesi, Akp, Gülen Cemaati, Ensar Vakfı, tarikat, mezhep, hadis, sünnet, Cüppeli Ahmet ve benzerleri gibi kendilerinin ve atalarının din diye uydurup adlandırdığı, Allah’ın, onların tanrılığına ve dinde hüküm koyuculuğuna dâir hiçbir delil indirmediği fitneler (Yusuf 40, Enfal 39) ortaya çıkıyor.

Neden böyle şeyler ortaya çıkıyor? Tekrarlıyormuşum gibi gelecek ama dediğim gibi Kur’an okunmuyor. İyide neden okunmuyor? İşte burada başlığı açmamızın ve bu kadar girişi yapmamızın asıl sebebine geliyoruz.

Biraz sizi yerinizden hoplatacak bir iddia olacak ama Kur’an okunmuyor çünkü İblis, şeytan, deccal ne derseniz deyin, onların cinlerden ve insanlardan olan dostları, İslam’ın ve imanın şartları adı altında kendi koydukları hükümlerle sizden İslam’ın ilk şartını saklıyorlar da ondan!

İslam’ın şartları nelerdir bir tekrar edelim… Kelime-i Şahadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek.

İmanın şartları nelerdir peki? Allah’a inanmak, meleklere inanmak, kitaplara inanmak, peygamberlere inanmak, ahirete inanmak, kadere (hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine) inanmak.

İyide biz bunların arasında İslam’ın kendisi olan “KUR’AN’I OKUMAYI” neden göremiyoruz? Bunlar kendilerini Allah’a ortak koşarcasına dinde hükümler koyup, İslam’ın ve imanın şartları diye sundukları bu şartları nereden bulup önümüze din diye koydular sizce? Kur’an’dan değil mi? Öyleyse neden İslam’ın ve imanın şartları arasında Kur’an okumak yok? Tezgahı görüyor musunuz?

Bunlar öyle adamlar ki, sizden Kur’an’ı ve ondaki gerçekleri saklamak, sizi İblis’in İsra 62’de Allah’a “eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun (Adem’in) soyunu pek azı hariç azdırarak kontrolüm altına alacağım” dediği gibi kontrol altına almak için bu tarz şartlar ortaya çıkartıyorlar. Hatta ve hatta Kur’an’ı Kerim’i buna göre değiştiriyorlar bile! Hem de Allah “Onun koruyucusu biziz!” dediği halde, iblis gibi Allah’a kafa tutarak, Yahudilerin Tevrat’ı kendi elleriyle değiştirdikleri gibi Allah’ın kitabı Kur’an’ı kendi elleriyle değiştiriyorlar. Nasıl mı?

Neden piyasadaki tüm Kuran’ı Kerim’ler indiriliş sırasına göre değil de, Fatiha Süresi ile başlayan bir şekilde basılıp, üstüne bir de parayla satılıyor sizce? Bunu hiç düşündünüz mü?

Bunun nedenini anlayabilmek için Kur’an’da Allah ve İblis arasında geçen şu konuşmaları gözden geçirmemiz gerekiyor:

“Onları mutlaka saptıracağım, onları mutlaka kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.” (Nisa 119)

Ne diyor İblis? Onları saptıracağım. Nereden? Allah’ın doğru yolundan. Allah’ın doğru yolu ne? Kur’an. Nasıl saptıracak, insanlara emredecekte Allah’ın yarattığını değiştirecekler…

Arkadaş, Kur’an’ı Kerim normalde “İkra” yani “Oku” diye indirilmedi mi? “Oku, yaratan rabbinin adıyla” demiş Cebrail as Hz.Muhammed’e. Neyi “OKU” demiş. Kendisine indirilen, vahyedilen ayetleri. Yani Kur’an ayetlerini.

İyide o zaman, Kur’an neden Allah’ın indirdiği şekilde, yani yarattığı şekilde “OKU” diye indiriliş sırasına göre değil de, iblisin Allah’a vadettiği gibi değiştirilmiş bir şekilde, insan yapımı bir sıraya diziliş ile yani Fatiha Suresi ile başlıyor? Nedir bu değişikliğin amacı kardeşim?

Sen neden sureleri Allah’ın indirdiği sıraya göre değil de, kendine göre bir sıraya dizip onu değiştiriyorsun? Sen kimsin de Allah’ın yeryüzüne halife olarak yaratıp atadığı Adem’i beğenmeyen ve ona secde etmeyen İblis gibi, Allah’ın indirdiği kitabın indiriliş sırasını beğenmiyorsun ve onu değiştirip, başını sonuna, sonunu başına alıyor, onu karmakarışık bir hale getiriyor, insanların kafasını karıştırıyorsun?

Neden biliyor musunuz? Çünkü Kur’an “OKU” diye başlasa, herkes Kur’an “OKU” diye başlıyor dese, herkes Kuran’ı okuyacak, hakikati öğrenecek de ondan! Demek ki birileri bizim Kuran’ı okumamızı istemiyor ki, bunu değiştirmiş arkadaş!

Bu iblis ve yandaşları, bırakın Kur’an’ı okumamızı, bizim onu okuduğumuz halde anlamamızı bile istemiyorlar… Öyle ki, onu kendi öz dilimizde anlayarak, düşünerek değil de, Arapça okumamız gerektiği, ondan birşey anlamamıza gerek olmadığı, zaten bir insanın Kur’an’ı okusa bile ondan bir şey anlamayacağını, dini anlamak ve yaşamak için Kur’an’ın yetersiz olduğunu (tövbe tövbe), Kur’an’ı anlamak için hocalara, hadislere, rivayetlere başvurmamız gerektiği, Arapça okumanın sevabının daha fazla olduğu, Arapça okuyunca da ondaki nurların kalbe girdiği falan gibi şeytani süslü sözleri gözümüzün içine baka baka söyleyebiliyorlar…

Sonra ne oluyor? İnsanlar sevabı daha fazla diye Arapça okuduğu halde anlamadığı Kur’an’ı anlayabilmek için gidip bunlara tabi oluyorlar. Onlara ayetlerin anlamlarını Türkçe konuşarak soruyor, cevabını da Türkçe olarak alıyorlar. Sonra da dinde çok bilgili diye adama saygı duyuyor, adama hürmet ediyorlar. Adam ona Kuran’da böyle yazıyor diye ne uydurursa ona inanıyorlar. Adam ayet yerine kendine menfaat sağlayacak bin tane hadis uyduruyor din diye, bunlarda Kur’an’da bu yazıyor diye ona inanıyor ve etrafına da o saçmalıkları yayıyorlar.

Arkadaşım, daha Türkçeyi doğru düzgün konuşamıyor, okuyup yazamıyorken, aylarca Kur’an kursu(!) diye Arapça kursuna gidip, Arapça okumayı yazmayı söküp, okuduğundan hiçbirşey anlamayana ve adamlara gidip burada ne yazıyor bana anlatsana hocam diyene kadar, alıp bir Türkçe Kur’an okusana… Kendin etrafına nurlar saçan bir hoca olsana! Kur’an’daki gerçekleri insanlara anlatsana!…

Bak şimdi, Türkçesini okumaktan çekinip, Arapça okuduğun halde hiçbirşey anlamadığın o Kur’an’dan Türkçe ’ye çevrilmiş bir takım ayetler yazacağım sana burada, bakalım Allah bunlarda sana ne demek istemiş anlayabilecek misin!

Ali-İmran 78: “Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitaptan olmadığı halde Kitaptan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve “Bu, Allah katından­dır” derler. Halbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.”

Münâfikûn 4: “Onları gördüğün zaman ka­lıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, on­lardan sakın! Allah onları kahretsin!”

Ali-İmran 79: “Allah’ın, kendisine Kitab’ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, ‘Allah’ı bırakıp bana kullar olun’ demesi düşünülemez. Fakat (şöyle öğüt verir:) Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte ol­duğunuz Kitap uyarınca Rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun.”

Anladın mı şimdi hatanı! Anladın. Hah, tamam, aferin… Sen anladın ama anlamayan arkadaşların olabilir. O yüzden bunu da açıklamamız lazım.

Arkadaşım, sen şimdi Kur’an’ı değil Türkçe, Arapça bile okumuyor ve anlamıyorsun, sonra gidip Cübbeli Ahmet gibi, Fetullah gibi senin kendisini yarattığın, başına dinden sorumlu bekçi seçtiğin adamlardan ve tarikatlardan gidip dinini öğrenmeye çalışıyorsun ya, işte o adamlar Kur’an’dan olmadığı halde kitapta böyle yazıyor, Allah şöyle söylüyor deyip, ağızlarını büküp, hızlı hızlı sanki ayet söylermişçesine Arapça üç beş kelime yuvarlayıp, sonra İmam Gazali/Buhari/Tirmizi/Gavs/Kutup/Saidi Nursi’nin Risalei Nur’da rivayet ettiği “hadislere” ve kendi yazdığı mektuplara göre diye sana İncil’deki Pavlus’un Romalılara, Korintosluların Papa’ya yazdığı mektuplar benzeri açıklamalar yapmaya başlıyorlar. Senden Kur’an’daki gerçekleri gizliyor, sana Allah’ın ayetleri ve dini diye insan yapımı hadisler ve dinler uyduruyorlar. Ve sen yine hiçbir şey öğrenemeden, aklında binlerce soru işareti ile evine gidiyor, sonra bir şeyler öğrenmek için yeniden gidip bu adama soru soruyor, ona tabi oluyor, hürmet ediyor, adamı Allah gibi dinde hüküm koyucu ilan ediyor, Allah’a şirk koşuyor, putperestin teki oluyorsun. Şeytanın oyununa geliyorsun. Şimdi anladın mı?

Hah, şimdi anladıysan, haydi kapat şu sayfayı, diyanetin web sitesine gir, oradan Türkçe Kuran’ı Kerim portalına girip, ağır ağır, düşüne düşüne, anlaya anlaya bir Türkçe Kur’an okumaya başla, dinini öğren, haydi güzel kardeşim benim…

Cüneyt Aktan

09.09.2016

Kaynak: www.kuranmeali.org

524 Toplam Görüntülenme 1 Günlük Görüntülenme
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Leave A Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *